Eğitimin McDonaldlaştırılması

Önce içini boşaltacağız, sonra kendimizle dolduracağız.

1984 romanının aklımda kalan ve bana göre en vurucu cümlesi. 

McDonaldlaştırma, sosyolog George Ritzer tarafından 1993 yılında The McDonaldization of Society adlı kitabında geliştirilen bir McWord'dür. Ritzer için "McDonaldization", bir toplumun bir fast-food restoranının özelliklerini benimsemesidir... McDonaldlaştırma, rasyonelleştirme ve bilimsel yönetimin yeniden kavramsallaştırılmasıdır. Amerikan fast food zinciri McDonald's'a ait modelin tüm dünyada küreselleşmenin etkisiyle gıda sektörünü aşarak toplumun birçok alanına sirayet etmesiyle ilgilidir.

Toplumun dönüşümünü açıklayan bu terimin okullara iz düşümü de, öğrenciler üzerindeki denetimi arttıran, bunu yoğun bir şekilde uygulayan ve taviz vermeyen bir yönetim anlayışıdır. Bu anlayışın elindeki en önemli ölçme ve değerlendirme gücü olan sınavlar ve bu sınavların her sene aynı dikkatle, aynı titizlikle ve eğitimin diğer alanlarındaki disiplinsizlik ile ya da kuralsızlıkla veyahut gevşeklikle çok büyük bir tezat oluşturacak şekilde taviz vermeden kurallara uyularak yapılma süreci sorunun ne kadar ciddi olduğunu gözler önüne seriyor. Tabii görmek isteyen için.

McDonaldlaştırma felsefesinin temelinde hesaplanabilirlik var. Yani az sürede çok üretme ya da elde etme. Eğitime uyarladığımızda karşımıza az sürede çok soru çözmeyi başarı olarak göstermeye çalışan ve maalesef kendisine çok fazla taraftar bulan bir yapıyla karşı karşıya kalıyoruz. Eğitimin McDonaldlaştırılması, zamanla yarışan, hata yapmaktan ölesiye korkan, standart hale getirilmiş testlerle hayata hazırlandığı yanılgısına kapılan, sınavlara hazırlanmaya yönelik zaman planlamasının başarılı olmanın en etkili yolu olduğuna inanan ve bunun sonucunda yaratıcılığa kapalı süreçlerde bütün potansiyelini içine gömen bireyler yetiştiriyor ve her yerde standart yaşam örnekleriyle dolu bir toplum oluşmuş oluyor.


Niceliğe yapılan vurgu, eğitim olarak hem sürecin hem de sonucun niteliği üzerinde olumsuz etkiye sahip. Mesela öğrenciler için hesaplanabilirlik bir yandan yanlış yapma korkusunu yenmeye çalışmak, mücadele etmek öte yandan en kısa sürede en fazla soruyu doğru olarak yanıtlama baskısına boyun eğmeme mücadelesi vermek. Karşısında her zaman aynı türde ve vasat sorular görmek. Gençleri yaratıcılıktan uzak test sorularıyla dar bir odaya hapsetmek. İyi olanın kazanıp diğerlerinin öldüğü sert filmlere benzer bir durum. Güçlü olan, ayakta kalan kazanır ve yaşar. Bir yanda hata yapmayı teşvik eden girişimciler, öte yanda hata yapma korkusuna alış(tırıl)mış gençler. Gençlerin de yetişkinlerin de yaratıcılığını öldüren, herkesi aynılaştıran bir süreç. Başarının sadece bu şekilde ölçüldüğü bir anlayış. Sadece herkesi değil her şeyi de aynılaştıran bir süreç. Bireyleri özne olmaktan çıkarıp nesneleştiren ve tek amaçları sınav kazanmaya indirgeyen modern zamanlar anlayışı.  


Verimlilik ve etkinlik yeniden tanımlanır. En kısa yoldan soruları çözen kazanır. Zamanı kazanan herşeyi alır. Basit bir denklem. Olay tamamen kazan ya da kaybet üzerine kuruludur. Herşey (ve herkes) sayısallaştırılmalıdır. Sayısallaştırıldıkça basitleşir. Üzerinde saatlerce konuşulur. Sayısallaştıkça aynılaşır. Farklılıklar ortadan kalkar. Kalkmalıdır. Bu sistemde çeşitliliğe yer yoktur. Herkes ve her şey sayısallaştırılmalıdır. Bunu yaparken keyif de almalıdır. Ya da başka çaresi yokmuş gibi hissetmelidir. Hesaplanabilirlik irrasyoneldir. Birbirinden farklı beyinleri standartlaştırılmış yani bütün farklılıklardan arındırılıp aynılaştırılmış bir ortamda başarılı olmaya zorlamak her turlu terimin içinin boşaltıldığı bir sonuca ulaştıkları için kutlamak onların basarisini değil bu kadar büyük ve muazzam bir çeşitliliği yok etmeyi kutlamak anlamına gelir. Sadece niceliğe odaklanmak niteliğe zarar verir. Hammadde girer işlenmiş urun çıkar. Düşünen farklı beyinler girer başarı odaklı aynılaştırılmış nesneler çıkar.


Başarıya ve mümkün olduğunca çok soru çözmeye şartlanan öğrencilerin niceliği niteliğe (aslında lezzeti değil sadece doymuş bir mideyi tercih edenlere benzer şekilde) tercih eden müşterilere benzemesi. Sağlıksız beslenmenin sağlığı bozması gibi sadece test başarısının bir gencin geleceğini belirlemesinin onun diğer insanlardan ayıran bütün farklılıklarını yok etmesi. Sağlıksız ve aynı bireylerden oluşan toplumlar. Çok yemeğin ucuza alınmasına benzer bir şekilde çok soru çözdüren kurumların pahalı olması. 


Pandemi ile birlikte uzaktan eğitim adeta bir zorunluluk haline geldi. Bununla birlikte eğitim kurumları uzaktan eğitime kalıcı hale getirmek için ciddi adımlar attı. Bu durum hem öğretmenlere hem de öğrencilere ev ortamında eğitim almanın tadını çıkarma fırsatı verdi. İlkokul, ortaokul, lise ve üniversite gibi eğitim kurumları uzaktan eğitimin avantajlarından faydalanırken, kâr amacı güden eğitim kurumları da özellikle sertifikasyon eğitimini daha sayısallaştırılabilir bir hale getirerek uzaktan sertifika programları yürütme işine girdiler. Uzaktan eğitim mesafeleri ortadan kaldırarak fiziki koşulları tamamen esnetip insanların evlerinden istedikleri sertifikaları almalarını oldukça kolaylaştırdı. Gerekli sertifikayı almak için uzun mesafeler kat edip konaklama seçeneklerini değerlendiren insanlar uzaktan eğitim sayesinde kendilerinden istenen tek kalem ücreti hiç sorgulamadan ve düşünmeden ödeme kolaylığını benimsediler. Böylece pandemi gibi küresel bir felaket bile teknoloji sayesinde eğitimi kapitalist piyasaya uyumlu hale getirerek hizmet alanları ve verenleri sanal dünyada buluşturarak yaşattığı kötü izleri silebildi.

Yorumlar